Macar Halk Masalı
Bir varmış bir yokmuş, ülkenin birinde üç
kızıyla ve karısıyla yaşayan bir tüccar varmış. Bir gün alışveriş yapmak için
büyük kente gitmek üzere hazırlanırken kızlarını çağırmış ve onlara kendisini
nasıl ve ne kadar sevdiklerini sormuş.
Büyük kızı “babacığım ben seni pazarda satılan
en güzel elbiseyi sevdiğim kadar çok seviyorum” demiş. Ortanca kız “babacığım
ben seni pırlantalarla bezeli bir elbise kadar çok seviyorum, bana bir tane
alır mısın?” demiş. Baba kızlarına sevgiyle sarıldıktan sonra en küçük kızına
dönmüş, “söyle bakalım küçük kızım sen beni ne kadar seviyorsun?”“Sevgili babacığım ben seni yemekteki tuz kadar çok seviyorum’ demiş.
Babası bu söze çok hiddetlenmiş ve “nasıl böyle bir şey söylersin bana? Anlamadım kızım, benim değerim bu kadarcık mı senin gözünde? Ben buna çok üzüldüm, nereye istersen oraya git, seni bir daha görmek istemiyorum” demiş. Baba, kızının kendisine çok az değer verdiğini düşündüğü için çok gücenmiş.
En küçük kız nereye gideceğini düşünmeye başlamış. Bir kelime yüzünden evinden kovulmuş. Zavallı kız birkaç parça eşyasını toplayarak yola koyulmuş.
Yürümüş, yürümüş ve o kadar üzgünmüş ki nereye gittiğini bilmeden saatlerce yürümüş. Sonunda bir şatonun önüne gelmiş. Etraftakilere sorunca bu şatonun sahibinin bir kral olduğunu öğrenmiş. Şatoya girmek için izin istemiş ve kim olduğunu ve ne durumda olduğunu anlatmış. İşe ihtiyacı varmış ve ne olursa yapabilirmiş. Şatodakiler onun haline üzülmüşler ve üstü başı perişan olan bu küçük kıza kaz çobanlığı görevini vermişler.
Zavallı kız senelerce kazlarla yaşamış. Sadece
yemek yemeye şatonun mutfağına gidiyormuş. Bir keresinde yırtık pırtık, üzerine
kaz tüyleri yapışmış elbiseleriyle tam yemek almaya geldiğinde, aşçı ona
bağırmış “hadi çık bakalım mutfaktan, ayak altında dolaşma. Üstün başın da çok
kirli. Yemeklere saçın düşer ya da kirli bir şey bulaştırırsan beni işimden
edersin”
Zavallı kız mutfaktan çıkmış. Kaz kümesine
doğru giderken prensin odasının açık olan penceresinin önünden geçiyormuş.
Üzerini giyinmiş, özenle hazırlanan prensi görüce dayanamayarak sormuş:
“Prensim, nereye gitmek için
hazırlanıyorsunuz?”
